Türkiye Maarif Modeli ve Yeni Müfredat: Öğrencileri Neler Bekliyor?
Türkiye'de eğitim sisteminde son yıllarda yapılan en kapsamlı değişikliklerden biri olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, öğretim programlarının yalnızca ders içerikleri açısından değil, öğrencinin öğrenme biçimi, beceri gelişimi, ölçme ve değerlendirme süreçleri açısından da yeniden ele alınmasını beraberinde getiriyor.
Yeni müfredatla birlikte öğrencilerin yalnızca bilgiyi öğrenmesi değil, öğrendiği bilgiyi farklı durumlarda kullanabilmesi, problem çözebilmesi, yorum yapabilmesi, araştırabilmesi ve kendi öğrenme sürecini değerlendirebilmesi daha fazla önem kazanıyor. Bu nedenle Türkiye Maarif Modeli, klasik anlamda yalnızca “müfredat değişikliği” olarak değerlendirilmemeli. Model; öğretim programlarından öğrenme ortamlarına, ölçme ve değerlendirmeden öğrenci gelişimine kadar eğitim sürecinin farklı aşamalarını birlikte ele alan bir yaklaşım olarak yapılandırılıyor.
Peki Türkiye Maarif Modeli ve yeni müfredat öğrencileri nasıl etkileyecek? Ders çalışma alışkanlıklarında neler değişecek? Sınavlarda öğrencilerden ne bekleniyor? LGS ve YKS'ye hazırlanan öğrenciler bu süreçten nasıl etkilenecek? Yeni müfredat hangi sınıflarda uygulanıyor?
Bu yazıda Türkiye Maarif Modeli'nin öğrencilerin eğitim hayatına yansıyabilecek yönlerini ayrıntılı şekilde ele alacağız.
Türkiye Maarif Modeli ve Yeni Müfredat Nedir?
Türkiye Maarif Modeli, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan öğretim programlarının ortak bir yaklaşım çerçevesinde yeniden yapılandırılmasını amaçlayan eğitim modelidir. Modelin temelinde öğrencinin yalnızca akademik bilgi kazanması değil, bu bilgiyi kullanabilmesi ve farklı beceriler geliştirmesi bulunuyor.
Buradaki önemli noktalardan biri, bilginin önemini kaybetmesi değil, bilginin beceriyle birlikte ele alınmasıdır. Öğrencinin bir konuyu ezberlemesi tek başına yeterli görülmek yerine, öğrendiği bilgiyi anlamlandırması, ilişkilendirmesi, uygulaması ve gerektiğinde farklı problemlerin çözümünde kullanabilmesi hedefleniyor.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında öğretim programlarının; öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yükseköğretime, mesleğe ve hayata hazırlanmalarına katkı sağlaması amaçlanıyor. Model aynı zamanda okul öncesinden ortaöğretime kadar eğitim kademelerinin birbirini tamamlayan bir yapı içinde değerlendirilmesini öngörüyor.
Bu nedenle yeni müfredatla birlikte öğrencinin sınıftaki konumu da önem kazanıyor. Öğrencinin yalnızca öğretmeni dinlediği ve verilen bilgileri tekrar ettiği bir yapı yerine; soru soran, araştıran, değerlendiren, uygulayan ve kendi öğrenme sürecine katılan daha aktif bir öğrenci profili oluşturulması amaçlanıyor.
Türkiye Maarif Modeli Yeni Müfredatında Neler Değişti?
Türkiye Maarif Modeli ve yeni müfredat denildiğinde ilk akla gelen değişikliklerden biri beceri temelli eğitim yaklaşımıdır.
Geleneksel öğrenme yaklaşımında öğrencinin bir konuyu öğrenip öğrenmediğini belirlemek çoğu zaman bilgiyi hatırlayıp hatırlamadığı üzerinden değerlendirilebilir. Yeni yaklaşımda ise öğrencinin sahip olduğu bilgiyi nasıl kullandığı da önem kazanıyor.
Örneğin bir öğrencinin matematik dersinde bir formülü ezberlemesi bilgiye sahip olduğunu gösterebilir. Ancak aynı öğrencinin bu formülü gerçek hayattaki bir problem üzerinde kullanabilmesi, hangi yöntemi neden seçtiğini açıklayabilmesi ve farklı bir problem karşısında öğrendiği yöntemi uyarlayabilmesi becerinin geliştiğini göstermektedir.
Bu yaklaşım yalnızca matematik için geçerli değildir. Türkçe dersinde öğrencinin bir metni okuması kadar metni anlamlandırması, çıkarım yapması ve kendi düşüncesini ifade etmesi; fen bilimlerinde bilgiyi öğrenmesi kadar bilimsel bir problemi analiz etmesi; sosyal bilimlerde ise bilgiyi ezberlemesi kadar olaylar arasında bağlantı kurabilmesi önem taşımaktadır.
MEB'in Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında tanımladığı beceri yapısı zihinsel, sosyal-duygusal, fiziksel ve ahlaki boyutları birlikte ele alan bütüncül bir anlayış içeriyor.
Dolayısıyla yeni müfredatın temel değişimlerinden biri, öğrencinin yalnızca “Ne biliyor?” sorusuyla değil, aynı zamanda “Bildiklerini nasıl kullanıyor?” sorusuyla da değerlendirilmesidir.
Yeni Müfredat Öğrencilerin Ders Çalışma Şeklini Nasıl Değiştirecek?
Yeni müfredatın öğrenciler açısından en fazla merak edilen yönlerinden biri ders çalışma alışkanlıklarının nasıl değişeceğidir.
Beceri temelli yaklaşım, öğrencinin yalnızca kitabı okuyup konuyu ezberlemesini yeterli görmeyen bir öğrenme anlayışını destekliyor. Bu nedenle öğrencilerin ders çalışırken bilgiyi anlamaya, farklı örnekler üzerinde uygulamaya ve öğrendiklerini kullanmaya daha fazla zaman ayırması gerekiyor.
Örneğin bir öğrenci Türkçe dersinde paragraf konusunu çalışıyorsa yalnızca paragrafın tanımını öğrenmek yerine farklı metinleri incelemeli, ana düşünceyi belirlemeli, yardımcı düşünceleri ayırt etmeli, çıkarım yapmalı ve yazarın anlatım biçimini değerlendirebilmelidir.
Matematikte ise yalnızca formülleri bilmek yerine formüllerin hangi problemlerde kullanılacağını anlamak önemlidir.
Fen bilimlerinde öğrencinin bir kavramı tanımlaması kadar o kavramın günlük hayattaki karşılığını anlayabilmesi önem kazanır.
Bu durum öğrencilerin ders çalışma sürecinde aktif öğrenmeye daha fazla önem vermesini gerektirebilir.
Yeni dönemde etkili bir çalışma alışkanlığı şu şekilde düşünülebilir:
Konuyu öğrenmek → konuyu anlamak → örnekleri incelemek → soru çözmek → bilgiyi farklı problem üzerinde uygulamak → hataları analiz etmek → eksikleri tamamlamak.
Dolayısıyla “çok soru çözmek” kadar “yanlış yaptığım sorunun nedenini anlayabiliyor muyum?” sorusu da önemlidir.
Öğrencilerin kendi öğrenmelerini değerlendirmeleri de model içerisinde önem verilen konulardan biridir. MEB'in ölçme ve değerlendirme yaklaşımında öğrencinin kendi öğrenme sürecini değerlendirmesine ve öğretmenlerden geri bildirim almasına özel önem veriliyor.
Yeni Müfredatta Öğrencileri Nasıl Bir Öğrenme Süreci Bekliyor?
Türkiye Maarif Modeli'nde öğrenme sürecinin yalnızca ders kitabındaki bilgilerin öğrenciye aktarılması şeklinde değerlendirilmediği görülüyor.
Öğrencinin ön bilgileri dikkate alınabiliyor, öğrenme ihtiyacı belirlenebiliyor ve buna göre öğrenme süreci şekillendirilebiliyor. MEB'in öğrenme-öğretme yaklaşımında ön değerlendirme, öğrencilerin sahip oldukları bilgi ve becerilerin yanında ilgi ve ihtiyaçlarının belirlenmesi açısından da ele alınıyor.
Bu yaklaşım öğrenciler açısından önemli bir değişiklik anlamına gelebilir.
Çünkü her öğrencinin aynı konuyu aynı hızda öğrenmesi beklenmiyor. Bir öğrenci belirli bir konuda güçlü olabilirken başka bir konuda desteğe ihtiyaç duyabilir. Bu nedenle öğrencinin eksiklerini fark etmesi ve öğretmenin de bu eksiklere göre öğrenme sürecini desteklemesi önem kazanıyor.
Öğrenme sürecinde öğrencinin aktif olması da dikkat çekiyor.
Araştırma yapmak, bir problem üzerinde çalışmak, sunum hazırlamak, grup çalışmasına katılmak, proje geliştirmek, tartışmak, soru sormak ve kendi çalışmasını değerlendirmek gibi etkinlikler öğrencinin bilgiyi daha aktif biçimde kullanmasını sağlayabilir.
Bu nedenle yeni müfredatta öğrencinin rolünü yalnızca “ders dinleyen kişi” olarak görmek doğru değildir.
Türkiye Maarif Modeli Yeni Müfredatında Sınavlar Nasıl Olacak?
Yeni müfredatın sınavlara etkisi öğrenciler ve veliler açısından en fazla merak edilen konulardan biridir.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Beceri temelli eğitim, sınavların tamamen ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Bunun yerine öğrencinin bilgi ve becerilerinin daha farklı yollarla ortaya çıkarılması hedefleniyor.
MEB'in Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ölçme ve değerlendirme yaklaşımında süreç içerisindeki öğrenmenin takip edilmesi, öğrenciye geri bildirim verilmesi ve farklı öğrenme kanıtlarının kullanılması üzerinde duruluyor. Bu kapsamda sınavların yanında ödevler, projeler, performans görevleri, sunumlar, gözlemler, grup çalışmaları ve öz değerlendirme gibi farklı yöntemlerden yararlanılabileceği belirtiliyor.
Bu yaklaşım öğrencinin tek bir sınav sonucuna göre değerlendirilmesinden ziyade öğrenme sürecinin daha geniş bir çerçevede ele alınmasını amaçlıyor.
Örneğin bir öğrencinin bir konudaki başarısını değerlendirirken yalnızca doğru cevap sayısına değil, problemi nasıl çözdüğüne, hangi yöntemi kullandığına, düşüncesini nasıl açıkladığına ve verilen geri bildirim sonrasında gelişim gösterip göstermediğine de bakılabilir.
2026 yılında yayımlanan MEB araştırması da Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında gerçek yaşam senaryoları üzerinden bilgi ve becerileri birlikte değerlendirmeye yönelik çalışmalar yapıldığını ortaya koyuyor.
Bu nedenle öğrencilerin yeni dönemde yalnızca “sınavda çıkacak konulara” değil, konuların arkasındaki mantığa da hâkim olması önem taşıyor.
Yeni Müfredat LGS'ye Hazırlanan Öğrencileri Nasıl Etkileyecek?
LGS'ye hazırlanan öğrenciler açısından yeni müfredatın beceri odaklı yaklaşımını anlamak oldukça önemli.
LGS hazırlığında öğrencinin yalnızca ders konularını bilmesi yeterli olmayabilir. Özellikle Türkçe, matematik ve fen bilimleri gibi alanlarda öğrencinin bilgiyi yorumlayabilmesi ve farklı soru durumlarına uygulayabilmesi önemlidir.
Türkçe açısından okuduğunu anlama, çıkarım yapma, metinler arasındaki bağlantıları kurma ve düşünceyi doğru ifade etme becerileri öne çıkıyor.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin Türkçe alan becerileri arasında dinleme/izleme, okuma, konuşma ve yazma becerileri bulunuyor. Okuma becerisinde ön bilgilerle bağlantı kurma, tahmin etme, çıkarım yapma, karşılaştırma ve sınıflandırma gibi süreçler de tanımlanıyor.
Bu durum LGS öğrencileri için önemli bir mesaj içeriyor: Paragraf sorularında yalnızca hızlı okumak değil, metni gerçekten anlamak gerekiyor.
Matematikte ise öğrencinin problemde verilen bilgileri ayıklaması, doğru yöntemi seçmesi ve işlemleri anlamlandırması önem taşıyor.
Fen bilimlerinde öğrencinin bir bilgiyi ezberlemesinden ziyade bilimsel olayları yorumlayabilmesi, grafik veya görsel okuyabilmesi ve bilgiyi farklı durumlarda kullanabilmesi önem kazanıyor.
Bu nedenle LGS'ye hazırlanan öğrenciler için konu anlatımı ve soru çözümünün yanında yanlış analizi, problem çözme ve yorumlama çalışmaları da düzenli çalışma programının bir parçası olmalıdır.
Yeni Müfredat YKS'ye Hazırlanan Öğrencileri Nasıl Etkileyecek?
YKS'ye hazırlanan öğrenciler açısından konu biraz daha farklı değerlendirilmelidir.
YKS; TYT ve AYT gibi merkezi sınavlardan oluşan ve öğrencilerin yükseköğretime geçişinde önemli rol oynayan bir sınavdır. Bu nedenle öğrencilerin öncelikle sınavın güncel yapısını ve ÖSYM tarafından yayımlanan resmi kılavuzları takip etmesi gerekir.
Bununla birlikte yeni müfredatın beceri odaklı yaklaşımı öğrencilerin akademik temelinin güçlendirilmesini de önemli hale getiriyor.
TYT açısından özellikle okuduğunu anlama, problem çözme, temel matematik becerileri ve zamanı doğru kullanma önemlidir.
AYT açısından ise öğrencinin derslere ilişkin temel bilgileri derinlemesine öğrenmesi, kavramlar arasındaki ilişkileri kurması ve öğrendiği bilgiyi soru üzerinde kullanabilmesi gerekir.
Burada öğrencilerin “sadece ezber yaparak sınav kazanılır mı?” sorusunu yeniden düşünmesi gerekiyor.
Bir formülü bilmek, bir kavramı tanımlamak veya bir tarihi olayı ezberlemek başlangıç noktasıdır. Ancak sınav sorusunun öğrenciden farklı bir bağlamda bu bilgiyi kullanmasını istemesi durumunda bilgiyi yorumlama becerisi devreye girer.
Bu nedenle YKS hazırlığında konu öğrenme + düzenli tekrar + soru çözümü + yanlış analizi + deneme sınavı + eksik tamamlama şeklindeki bütünlüklü çalışma sistemi daha sağlıklı olacaktır.
Türkiye Maarif Modeli Hangi Sınıflarda Uygulanıyor?
Türkiye Maarif Modeli kademeli olarak uygulanıyor. Bu nedenle “yeni müfredat bütün öğrenciler için aynı anda mı başladı?” sorusunun cevabı hayırdır.
Modelin uygulamaya alınması kademeli şekilde gerçekleştiriliyor ve farklı sınıf seviyelerinde yeni öğretim programları devreye giriyor.
MEB'in Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında hazırladığı öğretim programlarının ilk uygulamaları 2024-2025 eğitim öğretim yılında okul öncesi, 1. sınıf, 5. sınıf ve 9. sınıfta başladı.
Sonraki yıllarda modelin uygulandığı sınıf seviyelerinin kapsamı genişletildi.
2026-2027 eğitim öğretim yılı itibarıyla yeni müfredatın hangi sınıflarda uygulandığı konusunda öğrencilerin kendi sınıf seviyelerine göre güncel MEB açıklamalarını takip etmesi önem taşıyor.
Bu konuda özellikle öğrencilerin sosyal medyada veya farklı internet sitelerinde karşılaştıkları eski bilgiler yerine MEB tarafından yayımlanan güncel öğretim programlarını ve açıklamaları esas alması gerekiyor.
Çünkü Türkiye Maarif Modeli kademeli uygulandığı için bir sınıf seviyesinde geçerli olan öğretim programıyla başka bir sınıf seviyesindeki program aynı olmayabilir.
Yeni Müfredatta Öğrenciler İçin Hangi Beceriler Ön Plana Çıkıyor?
Türkiye Maarif Modeli'nin önemli özelliklerinden biri öğrencinin yalnızca akademik bilgi açısından değil, farklı beceriler bakımından da geliştirilmesidir.
Bu kapsamda öğrencilerin problem çözme, eleştirel düşünme, araştırma, iletişim, iş birliği, bilgiye ulaşma, bilgiyi değerlendirme ve öğrendiklerini farklı durumlarda kullanma gibi becerilerinin geliştirilmesi önem taşıyor.
Örneğin eleştirel düşünme, öğrencinin karşısına çıkan her bilgiyi doğru kabul etmemesi; bilgiyi sorgulaması, kaynakları değerlendirmesi ve kendi gerekçelerini oluşturabilmesi anlamına gelir.
Problem çözme, yalnızca matematik sorularını çözmek değildir. Günlük hayatta karşılaşılan bir problemin nedenini anlamak, alternatif çözüm yolları geliştirmek ve uygun yöntemi seçmek de problem çözme becerisinin parçasıdır.
İletişim becerisi, öğrencinin düşüncelerini doğru ifade edebilmesini ve karşısındaki kişiyi anlayabilmesini kapsar.
Araştırma becerisi ise öğrencinin ihtiyaç duyduğu bilgiye ulaşması, ulaştığı bilgiyi değerlendirmesi ve elde ettiği bilgileri anlamlı şekilde kullanabilmesi açısından önemlidir.
Bütün bu beceriler öğrencinin yalnızca okul başarısını değil, ilerleyen yıllarda yükseköğretim ve çalışma hayatındaki performansını da destekleyebilecek temel yetkinliklerdir.
Türkiye Maarif Modeli Öğretmen-Öğrenci İlişkisini Nasıl Değiştiriyor?
Yeni müfredatın dikkat çeken yönlerinden biri de öğretmenin ve öğrencinin öğrenme sürecindeki rollerinin yeniden ele alınmasıdır.
Öğretmen, öğrencinin bilgiye ulaşmasını ve bilgiyi anlamlandırmasını sağlayan öğrenme sürecinin önemli bir yönlendiricisi olarak konumlandırılıyor.
Öğrenci ise öğrenme sürecinin daha aktif bir parçası haline geliyor.
Bu, öğretmenin öneminin azaldığı anlamına gelmiyor. Aksine öğretmenin öğrencinin gelişimini takip etmesi, eksiklerini belirlemesi, geri bildirim vermesi ve öğrenme sürecini öğrencinin ihtiyaçlarına göre düzenlemesi daha önemli hale geliyor.
MEB'in ölçme ve değerlendirme yaklaşımında öğretmenin öğrencinin beceri gelişimini sistematik şekilde izlemesi ve öğrencinin gelişimine yönelik geri bildirim vermesi özellikle vurgulanıyor.
Öğrenci açısından ise derse katılım, soru sorma, araştırma yapma ve verilen görevleri aktif biçimde yerine getirme daha fazla önem kazanabilir.
Yeni Müfredatın Öğrenciler İçin Avantajları Nelerdir?
Türkiye Maarif Modeli ve yeni müfredatın öğrenciler açısından hedeflediği değişikliklerin başında öğrenilen bilgilerin günlük hayatla ilişkilendirilmesi geliyor.
Öğrenci bir bilgiyi yalnızca sınavda kullanacağı bir veri olarak değil, gerçek hayatta karşılaşabileceği problemlerin çözümünde kullanılabilecek bir araç olarak görmeye başladığında öğrenmenin kalıcılığı da artabilir.
Beceri temelli yaklaşımın bir diğer önemli tarafı öğrencilerin farklı güçlü yönlerinin ortaya çıkarılmasına imkân vermesidir.
Her öğrencinin aynı konuda aynı şekilde başarılı olması beklenemez. Bir öğrenci matematikte başarılı olabilirken başka bir öğrenci iletişim, sanat, araştırma veya sosyal becerilerde daha güçlü olabilir.
Bu nedenle öğrencinin gelişimini yalnızca sınav puanı üzerinden değerlendirmemek önemlidir.
Yeni müfredat yaklaşımında öğrencinin akademik gelişiminin yanında sosyal-duygusal ve diğer gelişim boyutlarının da dikkate alınması amaçlanıyor.
Yeni Müfredatta Öğrencilerin Dikkat Etmesi Gerekenler Nelerdir?
Yeni müfredatın başarılı şekilde uygulanabilmesi yalnızca öğretmenlerin veya okulların çalışmalarına bağlı değildir. Öğrencilerin de öğrenme alışkanlıklarını geliştirmesi gerekir.
Öncelikle öğrenciler ezber ile öğrenme arasındaki farkı anlamalıdır.
Bir bilgiyi kısa süreliğine hatırlamak ile o bilgiyi anlayarak farklı bir problemde kullanabilmek aynı şey değildir.
Bu nedenle öğrenciler ders çalışırken kendilerine şu soruları sorabilir:
“Bu konuyu gerçekten anladım mı?”
“Bu bilgiyi başka bir soruda kullanabilir miyim?”
“Bu konuyla ilgili neden-sonuç ilişkisini açıklayabilir miyim?”
“Yanlış yaptığım sorunun nedenini biliyor muyum?”
“Öğrendiğim bilgiyi günlük hayattan bir örnekle açıklayabilir miyim?”
Bu sorular öğrencinin pasif şekilde ders çalışmak yerine kendi öğrenmesini takip etmesine yardımcı olabilir.
Düzenli tekrar, soru çözümü, yanlış analizi, kitap okuma, araştırma yapma ve farklı kaynaklardan öğrenme de yeni öğrenme yaklaşımına uyum sağlamada öğrenciler için faydalı çalışma alışkanlıklarıdır.
Veliler Yeni Müfredat Sürecinde Çocuklarını Nasıl Destekleyebilir?
Yeni müfredat sürecinde velilerin yalnızca karne notlarına veya sınav puanlarına odaklanması öğrencinin gerçek gelişimini anlamayı zorlaştırabilir.
Bir öğrencinin başarısını değerlendirirken “kaç aldı?” sorusunun yanında “hangi konularda gelişti?”, “hangi konularda zorlanıyor?”, “hangi becerileri güçlü?” ve “hangi alanlarda desteğe ihtiyacı var?” soruları da sorulmalıdır.
Veliler çocuklarının merak ettiği konuları araştırmasına izin verebilir, kitap okuma alışkanlığını destekleyebilir ve günlük hayatta karşılaşılan olaylar üzerinden çocuklarıyla fikir alışverişi yapabilir.
Örneğin market alışverişinde bütçe hesabı yapmak matematiksel düşünmeyi; bir haber hakkında konuşmak eleştirel düşünmeyi; bir tarif hazırlamak ölçme ve sıralama becerilerini; bir seyahat planı yapmak ise araştırma ve problem çözme becerilerini destekleyebilir.
Buradaki temel amaç çocuğun evde sürekli sınava hazırlanıyormuş gibi hissetmesi değil, öğrenmenin günlük hayatın doğal bir parçası olduğunu fark etmesidir.
Türkiye Maarif Modeli ve Yeni Müfredat Hakkında Sık Sorulan Sorular
Türkiye Maarif Modeli ve yeni müfredat nedir?
Türkiye Maarif Modeli, öğrencilerin yalnızca akademik bilgi edinmesini değil, bilgiyle birlikte çeşitli beceriler, değerler ve yetkinlikler geliştirmesini amaçlayan öğretim programları yaklaşımıdır. Yeni müfredat kapsamında bilgi ve becerinin birlikte ele alınması, öğrencinin öğrenme sürecine aktif katılımı ve gelişimin farklı ölçme araçlarıyla takip edilmesi önem taşımaktadır.
Yeni müfredat öğrencilerin ders çalışma şeklini değiştirecek mi?
Yeni müfredatın beceri temelli yapısı nedeniyle öğrencilerin yalnızca konuları ezberlemek yerine öğrendikleri bilgileri anlamaları, uygulamaları, yorumlamaları ve farklı problemlerde kullanmaları daha önemli hale geliyor. Bu nedenle konu çalışmasının yanında soru çözümü, uygulama, tekrar ve yanlış analizi gibi çalışmaların da düzenli şekilde yapılması önemlidir.
Türkiye Maarif Modeli sınav sistemini değiştiriyor mu?
Türkiye Maarif Modeli ölçme ve değerlendirmede öğrencinin yalnızca sonuç performansına değil, öğrenme sürecine ve gelişimine de odaklanıyor. Sınavların yanında performans görevleri, projeler, ödevler, sunumlar, gözlem, grup çalışmaları ve öz değerlendirme gibi farklı öğrenme kanıtlarının kullanılabilmesi öngörülüyor.
Yeni müfredat LGS ve YKS'yi etkiliyor mu?
Yeni müfredatın uygulandığı sınıf seviyelerindeki öğrencilerin öğrenme süreçleri ve öğretim programları değişmektedir. Ancak LGS ve YKS gibi merkezi sınavların güncel kapsamı ve uygulama esasları için öğrencilerin MEB ve ÖSYM tarafından yayımlanan güncel resmi açıklama ve kılavuzları takip etmesi gerekir. Yeni müfredatın beceri odaklı yaklaşımı ise öğrencilerin bilgiyi yorumlama, problem çözme ve farklı durumlarda kullanma becerilerini geliştirmesini daha önemli hale getirmektedir.
Yeni müfredatta öğrencilerin hangi becerileri geliştirmesi bekleniyor?
Yeni yaklaşımda öğrencilerin problem çözme, eleştirel düşünme, araştırma, iletişim, iş birliği, bilgiyi değerlendirme ve öğrendiklerini farklı durumlarda kullanma gibi becerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde becerilerin zihinsel, sosyal-duygusal, fiziksel ve ahlaki boyutları birlikte ele alınıyor.
